İstanbul

İstanbul’u ilk gördüğümde,gözlerim ve gönlüm kalem gibi göklere uzanmış minarelerde olmuştu.Minarelere olan sevgim,İstanbul’un güzelliğine güzellik katmıştı… 

Güzellik anlayışının kişiden kişiye değiştiği söylenir…Bu görüşe hak verenlerdenim.Benim İstanbul’un güzelliğini iddia edişimde bana ait ölçülere uygunluğun payının büyüklüğünün farkındayım.İstanbul çok güzel Aklına şaşarım güzellikte ona emsal bir şehir gösterenin. 

İstanbul’u her gezişimde gönlüm ecdat sevgisiyle doluydu. Bunu siz de yapın…İstanbul’u gezerken gönlümüz ecdat sevgisiyle dolu olursa İstanbul kimseye göstermediği güzelliklerini bize sergiler. 

Ben İstanbul’u tekrar tekrar gezmeliyim.İstanbul’da türbeleri tekrar tekrar ziyaret etmişimdir.Her ziyaretim orda yeni bir güzellik keşfetmemle neticelenmiştir.İstanbul’u tekrar tekrar gezeceksin…Yahya Kemal her tepeden baktı İstanbul’a …Her tepeden bakalım İstanbul’a.İstanbul bunu hakkediyor.Siz de her tepeden bakın İstanbul’a. 
Her tepeden bakın ,Her tepeden ayrı güzellik yakalayacaksınız. Ben İstanbul’a gurbetlerden de baktım.Rüyalardan da baktım.O rüyalar kadar güzel şehir… Tarihteki İstanbul’u da hayal ettim ben.Tarihteki İstanbul’u da sevdim, günümüzdeki İstanbul’u da. 

Her sabah namazından sonra boğazın güzelliklerine bakın.Boğazın üzerindeki köprülere bakın.İki kıtayı birbirine bağlayan sevgi köprülerine…bakın. Orda milletimin barışçı elini görün. 

Beyazıt`ta ezanları dinleyin. Ben ne zaman Beyazıt’ta ezan dinlesem, bir gurbetçimizin şu sözü yankılanır kulaklarımda: “Şu camiler çeşmeler.Şu ezanlar çeşmelerden akan sular.Testilerimi doldurmalıyım”…Ayrılık ne zaman demiştim.Çeşme gibi olmuştu gözleri iki saat kaldı. 

Ey güzel gurbetçi sana imreniyorum.İmreniyorum bahtına.İmreniyorum susuzluğuna…Sendeki ezanlara bu susuzluğa İstanbul’a susuzluğa ben sadece imrenmekle kalacağım.Hiç erişemeyeceğim…Hiç ümidim yok erişeyim. İmrenilecek bir susuzluk sendeki…